-
Hüseyin OKUMUŞ
Tarih: 20-03-2026 00:42:00
Güncelleme: 20-03-2026 00:42:00
''Ekonomik kaygıların gölgesinden sıyrılıp, bölüşmenin asaletinde buluştuğumuz; varlığın darlığa, zenginliğin yoksulluğa el uzattığı bir 'biz' olma mevsimidir bayram.’’
Bu cümle, bayramın felsefi idealini anlatır. Ancak bugün ülkemizde bu ideal, hayatın sert gerçekliğine çarpıp parçalanıyor. Bayramlar; paylaşma ve dayanışma ruhuyla toplumu onaran ritüellerdir. Ne var ki, her şeye zam gelirken bir tek emeğine ve emekli maaşına zam gelmeyenlerin dünyasında, bu onarım yerini derin bir kırgınlığa bırakıyor.
Nasihat Karın Doyurmuyor, Paket Dolmuyor
Bugün ülkeyi yöneten siyasi iradenin, ekonomik sıkıntılara çözüm üretmek yerine "sabır" ve "şükür" eksenli kuru nasihatlerle süreci geçiştirmesi, bayramın ruhuna aykırıdır. Zira bayramda nasihatle bayramlaşılmaz.
Sosyolojik bir gerçektir ki; bayram, somut bir paylaşım üzerinden yürür. Torununun gözünün içine bakan bir dedenin, elini öpen çocuğa vereceği bayram harçlığının, eve gelen misafire tutulacak bir parça çikolatanın ya da aile büyüğüne giderken götürülecek bir kutu şekerin yerini hiçbir "nasihat" dolduramaz.
Nasihat; ne çocuğun avucuna konan bir sevinçtir, ne de eşe dosta götürülen bir ikram... Ziyarete giderken heybede "nasihat" götürülmez. Üreten köylünün, toprağa küstürülen çiftçinin ve alın teri kurumadan borca batan işçinin sırtındaki maliyet yükü, yanlış ekonomi politikalarının bir sonucuyken; bu insanlara çözüm yerine teselli sunmak, bayramın o muazzam "biz" olma duygusunu zedeliyor.
Emeklinin Sessiz Çığlığı
Belli bir yaştan sonra çıkan sağlık sorunlarına mı para yetiştirsin, kira ve fatura cenderesinden mi kurtulsun, yoksa torunundan kaçarak bayram mı yaşasın? Emeklimizin bugün içine itildiği bu tablo, sadece bir ekonomik veri değil, toplumsal bir trajedidir. Kendi vatandaşını, kendi üreticisini görmeyen; sadece "kendinden olanı" kollayan bir anlayışla ne huzur gelir ne de bereket.
Gerçek bir bayram, varlığın darlığa sadece sözle değil, elle ve imkanla dokunduğu zamandır. Siyasi iktidarın artık kuru retorikten vazgeçip; üreticinin maliyetini düşürecek, emeklinin sofrasını büyütecek somut adımlar atması elzemdir. Aksi takdirde, şeker bayramı tadını kaybeder, kurban bayramı paylaşımını yitirir.
Sonuç olarak; Yardımlaşmanın huzuru sadece hanenizde değil, cüzdanınızda ve mutfağınızda da hissedilsin. Torunlarınızın gözlerine kaçarak değil, gururla bakabildiğiniz; nasihatin değil, bereketin paylaşıldığı bir bayram diliyorum.
Ekonomik kaygılardan gerçekten sıyrıldığımız, üretenin korunduğu ve her kesimin kucaklandığı adil yarınlarda buluşmak ümidiyle...
Ramazan Bayramınız mübarek olsun.
- TOPRAĞIN KIZI, ADALETİN SESİ: ESRA IŞIK
- Paranın Gölgesinde Küçülen Kalpler
- ÇANAKKALE GEÇİLMEZ: Bir Milletin Kaderini Değiştiren Direniş
- Paranın Efendisi Olmak mı, Kölesi mi?
- Cehaletin Gölgesinde Büyüyen Nefret
- 129 Canın Külünden Doğan Cumhuriyet: 8 Mart Bir ‘Kadın Devrimi’dir
- Sessizliğin Suçu
- Yolun Hikâyesi: Herkesle Yola Çıkılmaz
- Mülkiyetin Değil, Ekmeğin Kardeşliği
- Kadına Demokrasi, Topluma Vicdan
- Tehditle Değil Vicdanla Ayakta Duran Ahlak
- Milli İrade Tapulu Değil, Emanettir